DAMIZLIK SIĞIR SEÇİMİ

DAMIZLIK SIĞIR SEÇİMİ

Yazar: Okunma Sayısı: 83 Yayınlanma Tarihi 23 Jun 2020 Yorum: 0

“Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak” için öncelikle hastalık riskine karşı, geçmişi ve sağlık statüsü bilinmeyen hayvanlar satın alınmamalıdır. Satın alınacak damızlık hayvanların sağlığından ve veriminden emin olunmalıdır.

 İşletmeler, önceliği kendi bünyelerinde bakım-besleme ve ıslah çalışmalarına vererek, mevcut hayvan varlığının kalitesini ve sayısını artırmalıdır. Sürüye katılan yeni hayvanların uyum sorunu (adaptasyon) dışında, sürüde sağlık riski ve stres yaratacağı unutulmamalıdır.

 Bulunulan bölgeye, amaca ve işletmede hayvanlara sağlanan barınak, bakım ve besleme, çevreden alınabilen hizmetler, coğrafik yapı, pazar vb. şartlara göre ırk tercihi yapılmalıdır. Barınak, bakım-beslenme gibi altyapı şartları yeterli olarak sağlanamıyorsa, yüksek verimli kültür ırkları yerine, zor şartlarda yaşamaya daha yatkın olan kültür melezi veya yerli ırk hayvanlar tercih edilmelidir. Damızlık hayvanlar ile ilgili ırk tercihi yapılmadan önce; il-ilçe tarım müdürlüğündeki uzmanlardan görüş alınmalıdır.

 Damızlık seçimi; bir ırk tercihi değildir, tercih edilen ırktan soy ve verim/performans kayıtları bulunan, sağlıklı hayvanların seçimidir. Örneğin Simental ırkı dişi sığır almak, damızlık seçimi değil, ırk tercihidir. Soy ve verim/performans kayıtlarına bakarak, sağlıklı ve üreme kabiliyetine haiz Simental ırkı dişi sığır almak ise damızlık seçimidir. Maalesef yetiştiricilerimiz kültür ırkı hayvanı tercih etmekle, damızlık hayvan seçtiğini düşünmektedir. Oysa aynı ırktan hayvanlar arasında verim/performans bakımından ciddi oranda farklılıklar bulunmaktadır. Sığır yetiştiriciliğinde başarılı olmanın öncelikli koşullarından birisi, işletme yapısına uygun ırkın, yüksek verimli bireyleriyle çalışmaktır (sürü kurmaktır).

 Uzun süre üretime kaynaklık edecek olan damızlık hayvan, kısa günün karından ziyade bir gen kaynağı olarak değerlendirilmelidir. Bir gen kaynağı ise belli hedefler doğrultusunda, uzun süreli ciddi ıslah çalışmaları neticesinde oluşturulabilmektedir. Nitekim “kötü işletmede iyi hayvan, iyi işletmede kötü hayvan olmaz” yaklaşımı/sözü ciddi bir genetik çabayı işaret etmektedir. Günümüzde asla tesadüfe yer verilmeden yürütülen bu genetik çabaya gereken önem atfedilerek, pazarlardan dış görünüşe bakarak, verim geçmişi bilinmeyen yani pedigrisiz damızlık hayvan satın alınmamalıdır. 

 Damızlık Seçiminde Bazı Önemli Noktalara Dikkat Edilmelidir. Bunlar;

  Damızlık seçimi ciddi bir iş olduğu için, profesyonellerden destek alınmalıdır.

  Irk tercihi ile damızlık seçimi birbirine karıştırılmamalıdır.

  Yetersiz bakım-beslemeye veya çeşitli hastalık ve zararlılara maruz kalmış buzağılar, kavruk olabileceği gibi verimlerinin de düşük kalması kaçınılmazdır.

  Damızlıkların zayıf veya aşırı yağlı olması, hayvandan beklenen performansı düşürebileceği gibi metabolizma hastalıklarından, bağışıklık sistemi zayıflığına kadar birçok sorunla karşılaşma riskini beraberinde getirmektedir. Söz konusu risklerle karşılaşma olasılığı, yaşına ve fizyolojik dönemine göre uygun olan Vücut Kondisyon Skorlarından (VKS) sapmayla doğru orantılıdır.

  Erken gelişme gösteren Jersey, Holstein gibi ırklarda tohumlama yaş aralığı 13- 17 aylık, soğuk iklim hayvanı olan Simental, Montbeliard, Brown Swiss(Esmer) gibi ırklarda ise 14-18 aylık olanlara öncelik verilmelidir. Yine entansif (yoğun bakım ve besleme uygulayan) işletmelerde tohumlama yaşı 20 aylıktan büyük olan düvelerin, verime geçtiğinde; güç doğum, verim düşüklüğü, döl tutmama, mastit, ketozis gibi risklerinin arttığı seçim esnasında göz önünde bulundurulmalıdır.

  Gebelik süresi düşük olan hayvanlar işletmeye daha iyi adapte olacağından maksimum 7 aylık gebe hayvanlar işletmeye alınmalı, unutulmamalıdır ki anne adayının doğuracağı buzağıyı koruyacak ağız sütünü üretebilmesi için, buzağılamadan en az 7 hafta evvel işletmeye gelmesiyle mümkün olabilmektedir.

  Yaşlı hayvanlar performans kaybına uğradığı gibi sağlık risklerinin de yüksek olduğu unutulmamalıdır.

  Yetiştiriciler genellikle cüsseli ineklerin diğerlerine kıyasla daha çok süt verdiğine inanmaktadır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda bu kanıyı doğrulayan bulgular elde edilememiştir. Bu nedenle, cüssesi büyük ineklerin yaşama payı yem giderlerini göz ardı ederek, damızlık seçmek doğru değildir.

  Ülkemizde damızlık dişi sığır veya boğa(sperma) seçiminde öncelikle tipe, sonrada süt ve/veya et verimine bakılmakta, oysa bakım-besleme koşullarının yetersizliği göz önünde bulundurulduğunda esas fitness(sağlıklı yaşam) değerlerine odaklanılması gerekmektedir. Söz gelimi kombine verim yönlü Simental’lerde Fitness Endeksi = % 14 Döl Verimi + % 10 Verimli Ömrü + % 10 Somatik Hücre Skoru + % 5 Dirilik + % 3 Persistens + % 1 Buzağılama Kolaylığı değerlerinden oluşmaktadır. Damızlık hayvanın sağlık, verim ve adaptasyon yeteneği açısından, Fitness Endeksi kritik önemdedir. Bu nedenle gerek damızlık hayvan, gerekse de damızlık üretim materyali olan sperma, ovum veya embiryo seçiminde Fitness Endeksine gereken önem verilmelidir.

  Damızlık dişi sığırlarda dış görünüşe göre değerlendirme yapılırken; aynı ırk için her ülkede ya da bir ülkenin farklı bölgelerinde, yetiştirme amaçları doğrultusunda farklı tercihlerin ve tiplerin olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

  Genel olarak ülkelerdeki veteriner servisinin ( ıslah ve kayıt dahil) kalitesi ile damızlık hayvanın kalitesi doğru orantılıdır. Yurtdışından damızlık hayvan satın alımında, ülke veteriner servisi kalitesinin yanı sıra ithal edilmesi düşünülen damızlık ırkın, satın alınacak ülkedeki sayısı ve ortalama verimi göz önünde bulundurulmalıdır. Ülke tercihi ve damızlık hayvan seçiminde kalite fiyat ilişkisi esas alınmalıdır.

  İşletmenin ve işletmedeki diğer hayvanların genel durumunun gözlemlenebilmesi nedeniyle damızlık seçimi pazardan ziyade hayvanın doğduğu işletmeden yapılmalıdır. Damızlık hayvan, üretime kaynaklık eden bir gen kaynağı olduğu için hayvan pazarında dış görünüşe bakılarak, satın alınmayacak kadar değerlidir

  Damızlık/anaç hayvanların pazardan seçilmesi/toplanması halinde, tedavisi zor hatta imkansız hastalıkların hayvanlarla birlikte işletmeye taşınma ihtimalinin, her zaman çok yüksek olacağı unutulmamalıdır.

  İşletmeye sonradan alınacak hayvanlar, en az 10 gün süreyle ayrı bir yerde karantinada tutulmalı ve sağlıklı oldukları anlaşılanlar, mevcut sürüye katılmalıdır. İşletmedeki hayvanlara, birçok bulaşıcı hastalığın bu yolla geçtiği unutulmamalıdır.











Kaynak: www.tarimorman.gov.tr

Yorumlar
Yorum Yap