HASTALIKLARDA KORUYUCU AŞILARIN ÖNEMİ NEDİR?

HASTALIKLARDA KORUYUCU AŞILARIN ÖNEMİ NEDİR?

Yazar: Okunma Sayısı: 98 Yayınlanma Tarihi 21 Nov 2019 Yorum: 0

Aşılar koruyucu hekimliğin ve sürü yönetiminin vazgeçilmez, en önemli unsurlarıdır. Aşılar bunları bulanların, üreterek bize sunanların bağışladıkları birer nimettir.  Aşılar hastalıklarla mücadelenin, işletmelerdeki kazancın ve başarının anahtarı olup, kullanmasını bilenlerin en güçlü silahıdır.  Aşılamalar sağlık, zaman ve para kazandırır.

Aşılama yapmamak “kumar” oynamakla eşdeğerdir.  Aşılama yapılmadığında, eğer ilgili hastalık ortaya çıkmadıysa, çok az bir miktar para ve zaman kazanılmış gibi görünebilir.  Ancak; hastalık çıkarsa büyük miktarda para ve zaman kaybedilecektir.  Böyle riskli bir kumar oynamaya değmez.  Bu tip ihmaller her zaman problemleri birlikte getirir.

Günümüz modern işletme anlayışında artık veteriner hekimlerin görevi tedavi yapmak değildir.  Veteriner hekimlerin başlıca görevi sürü sağlığı yönetimi ile çiftçilere para ve zaman kazandırmaktır.  “Sürü sağlığı yönetimi” deyince akla Koruyucu Hekimlik, “Koruyucu Hekimlik” deyince de akla büyük ölçüde aşılamalar gelir.  Veteriner hekimlerin önerisiyle hastalıkları kontrol altında tutmayı başaran işletmeler mali kaynaklarını ve zamanlarını verimi artırıcı etkinliklere yöneltebilirler.   Ayrıca birçok hayvan hastalığının zoonoz nitelikte olduğunu, yani hayvanlardan insanlara bulaşabileceğini de düşünürsek yapılan hizmetlerin halk sağlığı yönünden de önemi ortaya çıkacaktır.

Bölgeye ve çiftliğe uygun aşılama programları, uygun barınak, uygun rasyon, dengeli mineral, vitamin ve hijyen ile birleştirilirse sürünün doğru yönetildiği, sonuçlarıyla kendini gösterecektir.

Aşılama, bilimsel olarak, bağışıklık sağlamaktır.  Daha genel bir açıklamayla; vücut ile düşmanın tanıştırılmasıdır.  Hayvanların başına, dolayısıyla işletmeye dert olabilecek viral, bakteriyel ya da paraziter düşmanların önceden tanıştırılmasıyla vücudun hazırlanması sağlanır ki, bu bağışıklık biliminin temelidir.

Bağışıklık; doğal korunma sisteminin yanı sıra, anneden geçen bağışıklık ve sonradan elde edilen bağışıklık şeklinde sıralanabilir.  Vücudun kendini koruma sistemi vardır.  Vücut bunu enzimlerle, mide asidiyle, salyayla, gözyaşıyla bir yere kadar başarır.  Yeni doğmuşlarda anneden gelen bağışıklık maddeleri ile, ağız sütünde olduğu gibi, geçici bir korunma sağlanır.  Ancak; bir bağışıklık yardımına, yani profesyonel ve özel yardıma ihtiyaç olduğunu da biliriz.  Örneğin; şap hastalığı bu konuda hemen akla gelebilir.  Ani ölümlere sebep olan, hiçbir müdahale olanağı tanımayan septisemi, enterotoksemi gibi hastalıklar da yine bağışıklık konusunda yardıma ihtiyaç duyulan durumlardır.

Aşılamalar belli zamanlarda ve belli aralıklarla yapılmalıdır. Bazı aşılar yapıldıktan 2-4 hafta içinde tekrar yapılırlar. Buna “rapel” diyoruz.  Bu iş hafıza (bellek) hücrelerinin uyarılması, başka bir deyişle hatırlatma işlemidir.  Bu tip aşılar yine yıllık hatırlatmalar şeklinde sürdürülür. Aşılamalarda diğer bir konu ineklerin kuru dönemlerinin kaçırılmamasıdır.  Birçok aşı, örneğin IBR – BVD – Parainfluenza gibi aşılar ile, E.coli aşıları bu dönemde yapılırlar.  Böylece zenginleştirilmiş ağız sütü ile buzağıların korunması sağlanmış olur.

Vücudun bir takım koruyucu mekanizmalarının olduğunu söylemiştik.   Aşı uygulandığında vücut koruyucu maddeler üretir ve hazırlanır.  Bununla birlikte vücudun koruyucu sisteminin harekete geçmesiyle derhal hücreye bağlı bağışıklık oluşur ki, bu da aşıların becerdiği koruyucu faktörlerdendir. Yani vücut hem koruyucu maddeler üretip hazırlanırken, hem de koruyucu sistemin uyarılmasıyla derhal harekete geçer.  Özellikle ölü aşıların kullanılması konusunda, sürüde hastalık çıkmış bile olsa, aşılamanın bize verdiği olanakları kullanmaktan vazgeçmemeliyiz.

Aşılar sigorta gibidir.  Hasar oluşmadan önce sigorta yapılması gerektiği gibi, hastalık oluşmadan önce aşılama yapılması ve gerektiği şekilde periyodik uygulamanın sürdürülmesi başlıca koşuldur.

Aşılar normalde hastalık çıkmasın diye sağlıklı hayvanlara yaptırılırlar. Ölü aşılar hastalık çıktıktan sonra, çaresiz kalınan durumlarda, vücudun doğal savunma yeteneklerinin kullanılması amacıyla zaman kaybedilmeden uygulanmalı, buna ek olarak, varsa, yapılabilecekler yine yapılmalıdır.

Özet olarak; veteriner hekimlerin kontrolü altında uygun görülen aşıların, ihmale meydan vermeyecek şekilde, programlı olarak uygulanması ve aşılamanın aksatılmasının büyük riskler taşıdığının bilinmesi gerekmektedir.  Aşısı olan bir hastalığın tedavisiyle uğraşmak pahalı, çoğunlukla sonuçsuz, akılcı olmayan bir yöntemdir.  Ucuz, akla yatkın, risksiz yöntem ise aşılama yapmaktır.  Koruyucu aşılama yapılması önerilen hastalıkların ya ölümcül ya nükseden ya da tedavisi çok masraflı hastalıklar olduğu unutulmamalıdır.




KAYNAK: www.atafen.com

Yorumlar
Yorum Yap